Ameliyat ve Dikiş İzleri Ne Zaman Geçer?
“Dikiş izi ne zaman geçer” diye merak etmeniz çok doğal. Ameliyat, doğum ya da ben aldırma gibi işlemlerden sonra herkes mümkün olan en az izi ister.
Ama önce şunu bilmek önemli:
– Vücudumuz her kesiyi bir şekilde iz bırakarak kapatır.
– Bu izin ne kadar belli olacağı, deri tipinize, genetik yapınıza, yaranın yerine ve bakımına göre değişir.
– Bazı kişilerde yara, normalden fazla kabarıp sertleşerek hipertrofik skar (kabarık ama kesinin sınırları içinde kalan iz) ya da keloid (sınırları taşan, daha büyük, kalın iz) haline gelebilir.
Normal iz ile keloid/hipertrofik iz farkı
Kaynaklarda hipertrofik skar ve keloid şöyle ayırt ediliyor:
– Hipertrofik skar
– Sadece orijinal kesi hattı içinde kalır.
– Genellikle yaradan kısa süre sonra gelişir.
– Zaman içinde kısmen gerileyebilir.
– Keloid
– Kesi hattını taşar, daha geniş alana yayılabilir.
– Aylar–yıllar sonra bile ortaya çıkabilir.
– Yıllarca kalabilir, kendiliğinden gerilemez ve alındıktan sonra bile tekrar etme eğilimi yüksektir.
– Özellikle göğüs kemiği bölgesi, kulak memesi, yanaklar ve kollar gibi alanlarda daha sık görülür.
Bu yüzden, dikiş iziniz kabarık, kızarık ve kaşıntılıysa, normal bir iz mi yoksa hipertrofik/keloid bir skar mı olduğuna doktorunuz karar etmelidir.

Dikiş izi ne kadar sürede geçer?
Belirli bir “şu kadar günde tamamen geçer” cümlesi vermek tıbben doğru değil. Kaynaklar, yara sonrası anormal skarların (hipertrofik skar ve keloid) gelişme zamanına odaklanıyor:
– Hipertrofik skar genellikle yaradan kısa süre sonra ve hızlıca ortaya çıkar.
– Keloid ise aylar hatta yıllar sonra bile gelişebilir.
Bu bize şunu gösteriyor:
– Dikiş alındıktan hemen sonra izinizin son halini göremezsiniz.
– İlk 3–6 ay, izin rengi, kabarıklığı ve sertliği en belirgin olduğu dönem olabilir.
– Daha sonra 1–2 yıl boyunca izde yumuşama ve solma devam eder.
Eğer sizde hipertrofik ya da keloid gelişme riski varsa, bu süreçte yakın takip ve koruyucu yöntemler daha da önem kazanır.
Kimlerde kalın iz (hipertrofik skar / keloid) riski daha yüksek?
Bilimsel veriler, dikiş izinin keloide dönüşmesinin herkeste olmadığını, bazı kişilerde daha sık görüldüğünü söylüyor:
– Koyu tenli kişilerde (özellikle Afrikalı kökenlilerde) keloid oranı genel topluma göre daha yüksek bulunmuş.
– Bazı insanlarda genetik yatkınlık var; ailede keloid öyküsü olması riski artırabiliyor.
– Daha önce dikiş yerinde hipertrofik skar veya keloid çıkmış bir kişide, yeni bir yarada yine benzer iz gelişme olasılığı daha fazla.
Örneğin bir olgu sunumunda, daha önce dikiş yerinde hipertrofik iz öyküsü olan bir hastada, lazer işleminden sonra keloid geliştiği bildiriliyor. Bu, geçmiş iz öyküsünün önemli bir uyarı olduğunu gösteriyor.
Lazer, ameliyat gibi işlemler sonrası keloid riski ne kadar?
Dikiş izi sonrası keloid olma riski, işlemin türüne, kullanılan cihaza ve uygulama doğru yapılıp yapılmadığına bağlıdır.
Lazer işlemleri ve keloid/skar riski
– Dövme silme için kullanılan Q-switched Nd:YAG lazer ile yapılan büyük bir çalışmada (1041 hasta),
– Yeni hipertrofik skar oranı %0,28 (yani 1000 hastada yaklaşık 3 kişi civarı),
– Keloid oranı ise 0 olarak bulunmuş.
– Aynı çalışmada, daha önce keloid öyküsü olan 11 hastadan hiçbirinde lazer sonrası yeni keloid gelişmemiş.
Bu veriler, doğru cihaz ve doğru protokolle yapılan lazer uygulamalarında kalın iz riskinin oldukça düşük olabileceğini gösteriyor.
Buna karşılık, başka bir raporda, dövmeli bölgeye uygunsuz lazer epilasyon sonrası yanık ve ardından keloid geliştiği anlatılmış. Burada iki önemli nokta öne çıkıyor:
– Dövmeli bölgede lazer ışığını hem tüy hem dövme boyası emdiği için, ısı birikimi ve yanık riski artıyor.
– Yetersiz cihaz seçimi ve parametreler, ardından da yanlış uygulama, kalıcı iz ve keloid ile sonuçlanabiliyor.
Bu nedenle:
– Lazer, ameliyat gibi işlemleri mutlaka deneyimli uzmanların yapması gerekiyor.
– Özellikle keloid öykünüz varsa, işlem öncesi bu durumunuzu mutlaka söylemelisiniz.
Dikiş izi kalmaması için ne yapmalı?
1.Yaranın ilk dönemine çok dikkat edin
– Doktorunuzun verdiği pansuman, temizleme ve ilaç önerilerine eksiksiz uyun.
– Enfeksiyon (iltihap) riskini azaltmak, kötü iz riskini de azaltır.
– Yara kapandıktan sonra bile, ilk aylarda bölgeyi travmadan, darbeden, tahrişten koruyun.
2.Güneşten koruma
Kaynaklarda doğrudan ameliyat izi ve güneş ilişkisi detaylandırılmıyor, ancak keloid ve hipertrofik skarlarda renk değişikliklerinin önemli bir sorun olduğu vurgulanıyor. Klinik uygulamada da, izlerin koyulaşmaması için:
– Dikiş yeri kapandıktan sonra bölgeyi güneşten korumak,
– Gerekirse yüksek faktörlü güneş kremi kullanmak, iz renginin daha az belirgin olmasına yardımcı olabilir.
3.Lazer ve benzeri işlemlerde doğru merkez seçimi
– Lazerle dövme silme gibi işlemlerde, doğru protokollerle çalışıldığında keloid oranı sıfıra yakın bulunmuş.
– Buna karşılık, yanlış cihaz ve uygunsuz uygulamalar sonrası yanık ve keloid gelişebildiği rapor edilmiş.
Bu nedenle:
– İşlemi yapacak hekimin keloid/skar riskini iyi değerlendirmesi,
– Özellikle dövmeli ciltte lazer epilasyondan kaçınılması, iz açısından kritik öneme sahiptir.
4.Daha önce keloid/hipertrofik iziniz varsa
– Yeni bir ameliyat, doğum dikişi veya ben aldırma planlıyorsanız,
– Doktorunuza mutlaka eski izlerinizin fotoğraflarını veya muayene bilgisini gösterin.
– Kaynaklar, daha önce dikiş izinde hipertrofik skar/keloid gelişen kişide, yeni travmalarda tekrar benzer iz çıkabileceğini gösteriyor.
Bu durumda doktorunuz, yara kapandıktan sonra:
– Yakın takip,
– Gerekirse erken dönemde skar önleyici tedaviler, planlayabilir. (Hangi ilacın veya kremin kullanılacağı, kılavuzlar ve sizin durumunuza göre hekim tarafından belirlenmelidir.)
İçindekiler
Referanslar

