Keloid nedir?
Keloid nedir diye merak ediyorsanız, basitçe şöyle düşünebilirsiniz: Vücudunuz bir yara aldığında, onarım yapan hücreler gelir ve bir tür “tamir harcı” yapar. Bu harcın adı skar dokusu yani yara izidir. Normalde bu doku ince ve düz bir iz halinde kalır. Keloid, bu tamir işinin kontrolden çıkmasıdır. Yara bölgesinde gereğinden fazla yeni doku üretilir. Bu doku:
– Çevre deriden daha kabarık,
– Çoğu zaman daha koyu veya daha kırmızı,
– Sert ve lastiksi,
– Bazen kaşıntılı veya hassas olabilir.

Keloid ve hipertrofik skar farkı
Hastalar çoğu zaman keloid ile hipertrofik skarı karıştırır. İkisi de kabarık yara izi türüdür, ama bazı önemli farklar vardır :
– Hipertrofik skar
– Yalnızca orijinal yara sınırları içinde kalır.
– Genelde yaradan kısa süre sonra çıkar.
– Zamanla bir miktar gerileyebilir ve yassılaşabilir.
– Cerrahi olarak çıkarıldığında tekrar etme oranı daha düşüktür.
– Keloid
– Yaranın dışına taşar, çevre sağlam deriye doğru büyüyebilir.
– Yara oluştuktan aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkabilir.
– Yıllarca değişmeden kalabilir veya yavaşça büyüyebilir.
– Cerrahi olarak çıkarıldığında tekrar etme oranı yüksektir**.
– Özellikle göğüs (sternum), kulak memesi, yanaklar ve kollar gibi bölgelerde sık görülür .
Bu nedenle her kabarık yara izinin mutlaka keloid olduğunu düşünmemek gerekir. Tedavi planı için bu ayrımı yapan bir dermatoloji ya da plastik cerrahi uzmanına görünmek önemlidir.
Keloid oluşumu: Kimlerde daha sık görülür?
Bilimsel veriler, keloid oluşumunun herkeste olabildiğini, ancak bazı gruplarda daha sık görüldüğünü gösteriyor:
– Tüm ırk ve cilt tiplerinde keloid görülebilir.
– Ancak koyu tenli kişilerde (örneğin Afrika kökenlilerde) keloid oranı %6–16 arasında bildirilmiştir .
– Keloid ve hipertrofik skarların en sık görüldüğü yaşlar genellikle 20’li ve 30’lu yaşlardır .
Keloid oluşumunu tetikleyebilen durumlar
Keloid nedir sorusunun devamı olarak, nerede ve ne zaman çıktığını bilmek de önemlidir. Keloid en sık şu durumlar sonrası gelişir:
– Cerrahi kesiler ve dikiş izleri (örneğin apandisit, sezaryen, estetik ameliyatlar)
– Yanıklar (özellikle derin ve geniş yanıklar)
– Dövmeler
– Kulak deldirme
– Akne izleri
– Lazer işlemleri sonrası oluşan yanık veya derin hasar bölgeleri (yanlış cihaz/ayar kullanımı gibi) .
Bazı kişilerde ailesel yatkınlık vardır. Örneğin, dövme üzerine lazer epilasyon yapıldıktan sonra keloid gelişen bir hastanın, daha önce dikiş yerinde hipertrofik skar öyküsü olduğu bildirilmiştir . Bu da, kişisel yatkınlığın önemli olduğunu gösterir.
Lazer işlemleri, dövme ve keloid riski
Birçok hasta, “Lazer yaptırırsam keloid olur mu?” diye endişe eder. Bu kaygınız anlaşılır ve önemlidir.
Geniş bir hasta grubunda (1041 kişi), Q-Switched Nd:YAG lazer ile dövme silme sonrası keloid ve hipertrofik skar oranı araştırılmıştır :
– En az 5 seans lazer uygulanan 1041 hastanın dosyası incelenmiştir.
– Bu hastaların yalnızca 3’ünde (%0,28) hipertrofik skar saptanmıştır.
– Hiçbir hastada keloid gelişmemiştir (0/1041) .
Benzer çalışmalarda da uygun ayarlar ve doğru cihazla yapılan dövme silme işlemlerinde keloid oranı sıfır veya çok düşüktür .
Bu ne anlama geliyor?
– Uygun protokollerle, deneyimli kişilerce ve doğru lazer cihazı ile yapılan dövme silme işlemlerinde keloid riski oldukça düşüktür.
– Hastaların bir kısmında zaten dövmeyi yapan işlemden veya daha önce başka yerde yapılan yanlış lazerden kalma yara izleri olabilmektedir. Bu yüzden, gerçek keloid riskini anlamak için işlemi yapan merkezin deneyimi önemlidir .
Lazer epilasyon ve dövme üzeri uygulama
Farklı bir durum ise dövme üzerine lazer epilasyon yapılmasıdır. Bir olgu sunumunda:
– Dövmesi olan bir erkek hastaya göğüs bölgesine lazer epilasyon yapılmış,
– Lazer ışığı dövme pigmenti tarafından fazla emilmiş ve bu bölgede yanık oluşmuş,
– Bir süre sonra tam dövme alanını kapsayan bir keloid gelişmiştir .
Uzmanlar bu nedenle şu noktaya dikkat çekiyor:
> Dövmeli cilde lazer epilasyon yapılması, yanık ve ardından keloid gibi ciddi skar riskini artırabilir; bu nedenle dövme alanına lazer epilasyon yapılmamalıdır .
Keloid nasıl geçer?
Burada önemli bir noktayı dürüstçe vurgulamak gerekir:
– Kaynaklarımızda keloid tedavisine dair ayrıntılı tedavi algoritmaları, ilaç isimleri veya “keloid kesin çözüm” sağlayan bir yöntemle ilgili net veriler bulunmamaktadır.
– Bazı olgu sunumlarında, keloidin iğne ile steroid enjeksiyonu (örneğin triamcinolone acetonide, yani kortizon türevi bir ilaç) sonrası küçüldüğü belirtilmektedir .
– Ancak büyük hasta gruplarında, farklı tedavilerin başarı oranları, dozları veya uzun dönem sonuçları bu dosyalarda detaylı verilmemiştir.
Bu nedenle, “keloid kesin çözüm” ifadesi tıbben gerçeği yansıtmaz. Keloid tedavisinde amaç genellikle:
– Kabarmayı azaltmak,
– Kaşıntı ve ağrıyı hafifletmek,
– Görünümü iyileştirmek,
– Nüks (tekrar) riskini azaltmaktır.
Sizin için en uygun keloid tedavisi, keloidin yeri, büyüklüğü, daha önce tedavi görüp görmediği ve cilt yapınız gibi birçok faktöre göre değişir. Bu yüzden mutlaka yüz yüze hekim muayenesi gerekir.
Keloidden korunma: Neleri kontrol edebilirsiniz?
Elimizdeki bilimsel veriler, özellikle lazer işlemleri ve dövmeler açısından şu noktalara dikkat çekiyor:
1. Dövme yaptırmayı düşünüyorsanız
– Daha önce dikiş yerlerinde kabarık iz veya keloid geliştiyse, yeni bir dövme yaptırmadan önce mutlaka bir dermatoloji/plastik cerrahi uzmanına danışın.
– Literatürde, dövmeye bağlı keloid gelişiminin nadir olduğu belirtilmekle birlikte , kişisel yatkınlık varsa risk artabilir.
2. Lazer dövme sildirme planlıyorsanız
– Keloid nedir, keloid oluşumu sizde daha önce görüldü mü? Bunu mutlaka doktorunuzla paylaşın.
– Çalışmalar, doğru cihaz ve protokoller kullanıldığında keloid riskinin çok düşük olduğunu göstermektedir (0/1041 hasta) .
– Yine de, özellikle koyu tenliyseniz veya geçmişte keloid geliştirdiyseniz, bu bilgi tedavi planınızda önemlidir.
3. Lazer epilasyon yaptırırken
– Dövme bulunan alanlara lazer epilasyon yapılmasını istemeyin; gerekirse bu alanlar özellikle kapatılmalı veya atlanmalıdır.
– Çünkü dövme pigmenti lazer ışığını aşırı emebilir, bu da yanık ve sonrasında keloid riskini artırabilir .
4. Genel yara bakımı
Kaynaklarımızda ayrıntılı yara bakımı protokolleri yer almıyor. Ancak temel mantık şudur:
– Yaranın erken dönemde enfeksiyondan korunması,
– Güneşten korunma,
– Gerekirse hekiminiz önerecek özel kremler ve bandajların kullanılması, uzun vadede daha iyi bir yara izi görünümü sağlayabilir. Özellikle yanık sonrası geniş alanlarda hipertrofik skar oranlarının çok yüksek olabildiği gösterilmiştir (örneğin bazı serilerde %90’ların üzerinde) . Bu da, doğru tedavi ve takip ile anormal skar riskinin azaltılmasının ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Keloid kesin çözüm var mı?
Sık sorulan sorulardan biri de “Keloid kesin çözüm var mı?”
Elimizdeki bilimsel kaynaklara göre:
– Tek bir yöntemle herkeste ve her keloidde kesin, kalıcı çözüm sağlandığını gösteren güçlü kanıtlar yoktur.
– Bazı olgularda iğne ile kortizon benzeri ilaç enjeksiyonu sonrası belirgin küçülme bildirilmiştir , ancak bu herkese genellenemez.
– Cerrahi ile keloidin tamamen çıkarılması bile, bazı hastalarda yüksek tekrar riski taşır .
Bu nedenle, daha gerçekçi ve sağlıklı yaklaşım şudur:
> Keloid, çoğu zaman uzun süreli takip ve bazen birden fazla yöntem gerektiren kronik bir durumdur. Ama uygun doktorla, sabırlı bir plan yapıldığında, görüntü ve şikâyetlerde belirgin iyileşme sağlanabilir.
Ne zaman doktora gitmelisiniz?
Aşağıdaki durumlardan biri sizde varsa bir dermatoloji veya plastik cerrahi uzmanına başvurmanız iyi olur:
– Eski bir yara iziniz zamanla büyüyor, çevre deriye doğru taşıyorsa,
– Yara bölgesinde şiddetli kaşıntı, ağrı veya hassasiyet varsa,
– Dövme sonrası veya lazer işlemi sonrası bölgede uzun süren kabarıklık ve sertlik geliştiyse,
– Daha önce keloid tanısı aldınız ve yeni bir ameliyat, dövme, piercing veya lazer işlemi planlıyorsanız.
Doktorunuz, sizin için kişisel keloid riskinizi değerlendirebilir ve gerekirse işlemler öncesinde veya sonrasında koruyucu adımlar önerebilir.
İçindekiler
Referanslar
- Ekstein S.F. et al. (2021). A Review of Therapeutic Management of Keloids and Hypertrophic Scars. *Journal of Cutaneous and Aesthetic Surgery*.

